DÜNYADAKİ YETİM ÇOCUK SAYISI 400 MİLYON-TÜRKİYE NÜFUSUNUN 5 KATI

Sana Allah yolunda ne harcayacaklarını soruyorlar. De ki: “Hayır olarak ne harcarsanız o, ana-baba, akraba, yetimler, fakirler ve yolda kalmışlar içindir. Hayır olarak ne yaparsanız, gerçekten Allah onu hakkıyla bilir.” (Bakara – 215)

“Bir kimse sırf Allah rızası için bir yetimin başını okşarsa, elinin dokunduğu her saç teline karşılık ona sevap vardır”. (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, V, 250.)

“Kalbinin yumuşamasını ve hacetinin görülmesini sever misin? Yetime merhamet et, onun başını okşa ve ona yediğinden yedir. Kalbin yumuşar ve hacetine erişirsin.” (Hz. Ebud Derda)

Doğuştan itibaren yaşam, eğitim, sağlık, barınma ile birlikte fiziksel ve psikolojik sömürüye karşı korunma her çocuğun hakkı. Uluslararası toplum, çocukları istismara karşı korumak ve temel haklarını garanti altına alma noktasında sorumlu olsa da küresel sistem çocukların tarafında yer almıyor. Bu haklara dünyamızdaki her çocuk eşit olarak ulaşamıyor.

Ülkeler silah ve savunma sektörüne milyar dolarlar harcarken hergün dünyanın bir yerlerinde çocuklar açlıktan ölüyor. Savaş ve çatışmalar çocukları korunmasız bırakıyor, onları sokakların insafına terk ediyor.

Devamını Oku

ORTADOĞU YENİDEN DİZAYN EDİLMEK İSTENDİ!

Afrin’de yüzyıllık bir hesabın görüldüğü bir ortamda bölgesel ve küresel aktörler Türkiye’ye çelme takma yarışına girişmiş görünüyorlar. 100 yıl önceyi görmeden bugünün takılmak istenen çelmeleri anlamak ve geleceği açıklamak zor görünüyor. Bunun için 100 yıl öncesini şöyle bir hatırlamakta fayda var. Bu mukayeseyi çok güzel şekilde anlatmış bir makaleden de alıntılar yaparak anlatmaya çalışacağım:

100 yıl önce masa başında hudutların tespitindeki esas devletler İngiltere ve Fransa idi. 100 yıl sonra sınırlar yeniden tayin edilmek istenirken belirleyici olmak isteyen aktörler ABD, AB, Rusya, İsrail ve hatta Çin bağlamında gelişiyor.

100 yıl önce bölgemiz etnik ve mezhepsel yapay kırılgan hatlar ile parçalanarak dizayn edilmek istenmişti, 100 yıl sonra yine aynı konjonktür oluşturularak yeniden bir düzen kurulmak isteniyor.

Devamını Oku

BU VATANI BÖLEMEZLER, BU MİLLETİ PARÇALAYAMAZLAR…

“De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Şüphesiz batıl, yok olmaya mahkûmdur.”(İsra .81)

Hak ve Batıl mücadelesi, insanlık için, bilyoruz ki kıyamete kadar devam edecek bir olgudur. Bugün milletçe yaşadığımız olaylar bu sürecin bir tezahürüdür. Batılı temsil eden güçler, dün olduğu gibi, başta Hıristiyan, Yahudi işbirliğinde ABD, Avrupa Birliği ve içimize sinmiş bu güçlerin uşaklarından meydana gelmiş. Hak tarafını temsil edenler ise Ülkemizdeki Osmanlı ruhunu temsil eden Mümin ve mücahit ruhlu güçler.

Ortadoğuyu parçalamak isteyen emperyalistlerin karşısına geçen Türkiye, maalesef Nato paktında yer alan ülkelerin destek verdiği terör gruplarınca güney sınırından “terör koridoru” ile ablukaya alınmaya çalışılmaktadır. Terör ateşiyle ülkemizi yakmak ve parçalamak üzere planlar yapılmış ve adımlar atılmıştır.

Devleti ve milletiyle dünya barışına büyük katkı sağlayan Türkiye, sınır güvenliğini sağlamak için tüm diplomatik süreçleri işletmiş, üyesi olduğu uluslararası güvenlik örgütlerini teröre karşı birlikte hareket etmeye davet etmiş ve sınır güvenliğinin tehlikede olduğunu tüm dünyaya ilan etmiştir. Bu çabalardan bir sonuç alınamamıştır. Dost bildiğimiz ülkeler ve kuruluşlar bizi terör örgütleri ile başbaşa bırakmışlar, hatta terör örgütlerine, bayraklarını kullanma hakkı bile vermişlerdir.

Devamını Oku

“VEFA” NEDİR BİLİR MİSİN ?

Vefa İstanbul’da sadece bir semt adı değildir.

“…Verdiğiniz sözü yerine getirin! Çünkü verilen söz mes’ûliyeti îcâb ettirir.” (el-İsrâ, 34)

“Onlar emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” (el-Mü’minûn, 8)

“Ve çok vefakâr olan İbrahim’in sahifelerindekiler?…” (en-Necm, 37)

ifadeleriyle vefanın önemini Rabbimiz buyurmuştur.

“Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır.
Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır.
Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman,
Ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır” Hz. Mevlana

Devamını Oku

KUDÜS ASLA YAHUDİNİN OLMAYACAK. ARMAGEDDON SAVAŞINA HAZIRMIYIZ?

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Rabbim, Sen ki, ilk peygamberinden itibaren gelmiş geçmiş peygaberlerinin hiçbirini asla yalancı çıkartmadın. Tarih şahittir buna, meleklerin şahit, bütün kâinatın şahit.

Son Peygamberin (sav) de sahih bir Hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur: “Müslümanlarla Yahudiler çarpışmadıkça kıyamet kopmayacaktır. Yahudi taşın, ağacın arkasına saklanacak, bunun üzerine o taş, o ağaç Yahudi’yi kovalayan kimseye, ‘Ey Müslüman! Arkamda bir Yahudi var, gel onu öldür!’ diyecek. Yalnız garkad ağacı bir şey söylemeyecek; çünkü o Yahudilerin ağaçlarındandır.” (Buhârî, Cihâd 94, Menâkıb 25; Tirmizî, Birr, 25; Müslim, Fiten 82)

Devamını Oku

26.ULUSLARARASI MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ KONGRESİ…

Çölde susuz kalmış bir insanın suya olan dayanılmaz hasreti gibi Müslümanların birliğini çağrıştıran bu haber başlıkları bana inanılmaz bir heyecan veriyor. Acaba biz bu günleri gerçekten yaşayabilecekmiyiz? diye uzun düşüncelere garkediyor.

Türkiye’de siyasi tarihin akışına yön vererek büyük bir başarıya imza atan ve 1974 ve 1997 yıllarında iktidar ortağı olarak adeta ülkeye çağ atlatan manevi kalkınma ve milli ağır sanayi hamlesini başlatan Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamın İslam Birliği için emperyalist ve materyalist dünya sistemine karşı yeni bir dünyanın işaret fişeğini gökyüzüne fırlatmıştı. Neydi bunlar;
Mevcut BM’ye karşı İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmalıdır.
Biran evvel İslam ülkeleri arasında İslam Ortak Pazarı kurulmalıdır.
İslam ülkeleri vakit geçirmeden aralarındaki alışverişlerde İslam Dinarı para birimini tedavüle sokmalıdır.
NATO’ya karşı; Müslüman Ülkeler Savunma İşbirliği Teşkilatı kurulmalıdır.
UNESCO’ya karşı; Müslüman Ülkeler Kültür İşbirliği Teşkilatı kurulmalıdır

Devamını Oku

ZULÜM SADECE ARAKAN’DA DEĞİL.

TÜRKİSTAN, AFGANİSTAN, SURİYE, IRAK, MISIR, FİLİSTİN, ARAKAN,TÜRKİYE… MÜSLÜMAN KANINA DOYMUYOR KÂFİRLER.

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

DOĞU TÜRKİSTAN

Doğu Türkistan’da devam eden Çin mezaliminin daha kolay anlaşılması için geçmişi özetleyerek hatırlatmaka yarar var ;

Çin’in Doğu Türkistan ile olan bağlantısı 2000 yıldan daha gerilere gitmesine rağmen, bölge etkili Çin yönetimi altında sadece ve kesintilere uğrayarak yaklaşık beş yüz yıl kalmıştır.

1933 ve 1944 yıllarında İslam Şeriatı prensiplerine dayanılarak ‘Doğu Türkistan Türk İslam Cumhuriyeti’ kuruldu. Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesi ise maalesef başarısız kaldı.

Çünkü; Doğu Türkistan bölgesi, 1949’da Komünist Çin Halk Cumhuriyeti tarafından işgal edildi. Çin Halk Cumhuriyeti bünyesinde 1 Ekim 1955’de özerklik statüsü verilen “Sincan Özerk Bölgesi” Uygur Türklerinin yaşadığı coğrafyadır.

Geçmişten günümüze ve bilhassa 1949’dan beridir bu topraklarda Çin baskısı ve zulmü bitmek bilmiyor. Sosyal, siyasi ve dini faaliyetleri yasaklanan Uygur Türkleri tarafından, Doğu Türkistan’a özgürlük ve insani haklarına kavuşma adına düzenlenen her toplantı, miting, protesto yürüyüşü gibi girişimler Çin devlet güçleri tarafından silah kullanarak sindiriliyor.

Devamını Oku

DÜNYA PAZARINDA HELAL ÜRÜN SEKTÖRÜ 650 MİLYAR DOLARA ULAŞTI…

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Müslümlar tarafından, İslama uygun, helal ve tayyib ürünlere duyulan ihtiyaç, müslümanların yaşadığı her toprak parçasında, helal gıda pazarının her geçen gün daha da büyümesine yol açıyor. Helal kavramını öne çıkaran gıdadan kozmetiğe, ilactan, taşımacılığa, restoranttan, tekstile, turizmden finansa kadar genişleyen piyasanın büyüklüğünün 650 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.

Helal kelimesi Allah indinde izin verilmiş, yasal, meşru, geçerli olan ve hak edilmiş anlamına geliyor. Karşıtı olan haram ise Allah tarafından izin verilmemiş, yasal olmayan, gayrimeşru, geçersiz ve hak edilmemiş manasında kullanılıyor. Yemek ve içmek amacıyla insanın kullandığı her şey için helal ve tayyib şartı, Müslümanların olmazsa olmaz standart sınırı olarak kabul ediliyor. Çok az istisnalarla, tüm saf ve temiz şeyler helal kategorisine giriyor. Kuran-ı Kerim’de Müslümanlara ve bütün insanlara helâl olan şeylerden yemeleri emrediliyor. Bu mesajı bildiren en az 6 ayet var. Bunlardan birisi olan Bakara Suresi’nin 168’nci ayetinde “Yeryüzünde bulunan nimetlerimin helal ve tayyib olanlarından yiyin, şeytanın peşine düşmeyin, zira şeytan sizin apaçık bir düşmanınızdır.” buyruluyor.

En genel anlamıyla helal şartları, alkol gibi haram maddeleri içermeyen, eti helal ve kesimi İslami usulle yapılan hayvani veya bitkisel, temiz ve sağlığa zararlı olmayan katkı maddelerinin kullanıldığı ürünler olarak kabul ediliyor. Haram olma şartları ise yenmesi haram kılınmış veya kesimi İslami usulle yapılmamış hayvani kaynaklı veya bitkisel olduğu halde alkolle muamele görmüş, temizlik kurallarına uymayan sağlığa zararlı, aklı giderici katkı maddeleri içeren ürünler olarak belirtiliyor.

Devamını Oku

HİÇ HOŞ OLMADI! COCA COLANIN ISPARTA FABRİKASINA RESMİ AÇILIŞ YAPMAK HİÇ HOŞ OLMADI!

Bu haberin en manalı başlığını Abdurrahman DİLİPAK koymuş: “ coca cola Fabrikası Açılışı Erdoğana KUMPAS”. Bu kumpasta parmakları olan da, bu kumpasa alet olan da, yeterince düşünmeden evet diyenler de vebaldedir. Bu açılış yüzde yüz “15 Temmuz ruhu”na da Rabia işaretine de uygun düşmemiştir.

Benzer bir kumpas olayı 4-5 sene önce tevafuken önlenmişti. O zaman başbakan olan Tayyip bey’in Balıkesir Ziyaret Programında, uzun yıllar en kaliteli domuz jelatini yaptığını kendi sitesinde anlatan Amerika’daki ROUSSELOT firmasının Türkiye’deki distrübütörü olan ve sahiplerinin Yahudi olduğu bilinen, senelerdir bu ithal ettiği jelatini helal etiketi ile satan, firmanın da ziyaret edileceğini bir telefon konuşmamızda Fatih SARAÇ bey söylemiş ve fikrimi sormuştu. Bu ziyaretin yapılmamasını sebepleri ile izah etmiş, böylece Balıkesir Ziyaret Programından bu ziyaretin çıkartılması sağlanmıştı.

Bu ziyaret Müslüman camiada bilelim ki üzüntü vermiştir. İslamcı ve muhafazakar camiada İsrail ürünü olarak bilinen ve İsrail devletinin Gazze’ye her saldırısı sonrası “İsrail malı” diyerek Coca Cola ürünlerini “protesto” amacıyla yerlere döken muhafazakar cenahta belirgin ve büyük tedirginliğe sebep oldu. Böyle bir program yaşandı diye şuurlu Müslümanlar bundan böyle cola içmeye başlamayacaklardır. GİMDES bu ürün ve benzerleri için uygulamalarını değiştirmeyecektir. Bu ürünler hem içerikleri bakımından hem etik olarak Müslümanların maslahatı bakımından sertifikalama kapsamı dışında kalmaya devam edeceklerdir.

Devamını Oku

CAMİ VAAZLARINDA HELAL LOKMAYI ANLATMAK…

Dr.H.K.BÜYÜKÖZER

 “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte kurtuluşa eren onlardır.( Âl-i İmran:104)

Ülkemizde yaklaşık 85 bin faal camimiz var. Yani 85 bin camimizde 85 bin Hocamız var. Yani en azından her hafta 85 bin Cumamız var. Herbir camimize Cuma namazına düz hesap ortalama 200 Müslüman gelse yurt çapında 17 milyon, herbirini evli ve bir çocuklu düşünürsek 51 milyon bir nüfus eder. Yılda 52 cuma var. Hiç olmazsa bir cumasında Helal Lokmadan, çarşı pazara çıktıklarında nelere dikkat etmelerini izah eden bir vaaz verilse çok şeylerin değişeceğine yürekten inanıyorum. Böyle bir bilinçlenmiş tüketici kitlesinin karşısında marketler kendilerine çeki düzen verecekler. Marketçiler üreticileri ikaz ederek onların çeki düzen içerisine girmelerini sağlayacak. Böylece çarşı pazarlarımızda gizli açık sürdürülen gıda terörü bitmiş olcak.

Bu niyetle GİMDES Helal Gönüllüleri, bir yıl önce cami hocalarımıza ulaşmaya çalışmışlardı. Güzel bir mektup yazarak bu konuya eğilmelerini rica etmişlerdi. Bu mektup kaç hocamızın eline geçmiş, kaç hocamız vaazlarında bu konuya deyinmiş bilmiyoruz. Bu yazımızda hem bu mektubu yayınlamak istedik, hem bu camilerimizin bir cemaatı durumunda olan siz kardeşlerimizin , bizzat hocalarımızla birebir görüşerek bu konunun bilimsel ve uygulama bilgileri ile dile getiren vaazlar vermelerine destek olmanızı istedik. İnşaallah niyetlerimize karşılık Rabbimiz tesirini halkeder.Mektup ektedir.

Devamını Oku