HER ŞERRİN ARKASINDA YERALAN ÜLKE BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ(BAE)

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Körfez ülkelerinde yaşanan tüm krizlerin temelinde, maddi manevi İslam düşmanlarıyla birlikte olan Birleşik Arap Emirlikleridir.

En son Katar tecriti ile tekrar dünya Müslümanlarının dikkatlerine gelen Birleşik Arap Emirlikleri, Müslümanlara faydalı olan her ne varsa muhalif olarak görülmektedir.

İsrail ile Müslümanlara karşı zülümde işbirliği, Gezi olayları ve 15 Temmuz hain FETÖ darbesine maddi desteği ve en son Katar krizi, sadece ülkemiz açısından değerlendirilebilecek örneklerden bazılarıdır.

Biz yıllardır meşgul olduğumuz Helal Sertifikalama çalışmalarımız sebebi ile yıllar önce bu devletin hainliklerini yakından yaşıyoruz.Helal Sertifkalamayı birçok ülkelerdeki Müslümanlar olarak korumamız gereken en önemli ve en son kalelerinizden biri olarak görmekteyiz. Ancak bu kaleye de Gayri Müslimlerin girmesini isteyen, teşvik eden ve uygulayan bir zihniyet ve kurum var. Arkasında kim mi var dersiniz? Maalesef Birleşik Arap Emirlikleri.

Devamını Oku

DİN TAHRİPÇİLERİ GIDALARIMIZLA UĞRAŞMAKTAN VAZGEÇMİYORLAR.

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

• diri olarak ele geçirilen yırtıcı hayvanlar helaldir.

• yırtıcı hayvanların Hz. Peygamber tarafından Müslümanlara haram kılındığına dair rivayet edilen tüm hadisler, Kuran’a aykırılık arz eden birer “haber-i vâhid” olup zayıftır ve kabul edilmemesi gerekir.
• Resulüllâh’ın da bu ayetlerle muhatap olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda onun evcil eşeği mutlak manada haram kılmasının söz konusu olamayacağı anlaşılmaktadır.
• Yahudi, Hristiyan, Sâbiî, Mecûsi, Budist veya bunların dışında kalan gayrimüslimlerin dinimizce helal olan hayvanları kesmeleri halinde onların kestikleri yenilebilir helaldir.

 Günümüzde İslamiyetin en büyük belası, onu dışından ve cepheden helak etmeye yeltenenler değil, içinden ve özünden harap etmeye davrananlardır ve bu davranışlarını bir nevi onarma , düzeltme ve yenileme sloganları ile kamufle ederek yapmaktadırlar.
İslam devleti anlayışını yekpare ayakta tutan Osmanlı İmparatorluğun yıkılması ile paramparça olan İslam topraklarında faaliyetlerini artırdılar. Dinde Reformculuk olarak bilinen bu akım, öyle bir anlayıştadırlar ki, İslam eskimiş, yıpranmış durumdan dolayı zamanla fonksiyonunu yapamaz duruma gelmiştir. Bu durumdan kurtarılması lazım. Bunun için zamana uygun hale getirmek, yenilikler yapmak zorunluydu.
Halbuki İslam bu kâinatın sahibi olan Allah(cc) tarafından kıyamete kadar payidar olacağını bildirdiği bir dindir. Zamanla eskiyecek, yıpranacak ve ayakta durabilmesi için sağından solundan payandalarla ve kalaslarla ayakta durdurulacak bir bina değildir.
Bu zümre aslında İslam düşmanı olan dış güçlerin maharetle ruhlarını zehirlediği ve meccanen onlara hizmet ettirdiği zavallılardır. Aşşağılık kompleksli, batı hayranı olan ve hatta dinini değiştirebilecek tinette insanlar yetiştirmek için her zaman görevdedirler. devamı tıkla http://www.gidaraporu.com/din-tahripcileri-ile-mucadele-gimdes_g.htm

ÜLKEMİZDE HELAL Akreditasyon Kurumu Kurulmasına Dair

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Halihazırda,“Helal Sertifikası veren yapı Müslüman değil”MİŞ(!)

Basın açıklaması yapan Ekonomi Bakanı böyle söylüyor. Baştan aşağı gerçek dışı bir iddia. Alttaki yazımız bu gerçeği açıklayacaktır.

Bilim ve teknik alanlarındaki yeni teknolojilerin birçok endüstride kullanılmasıyla birlikte, geleneksel olarak tüketilen gıdaların yerine, üretimlerinde birçok katkı maddesinin kullanıldığı işlenmiş ürünleri görmekteyiz. Çeşitli ürünlerin market raflarında yerini almasıyla birlikte, dünyada nüfusu 2 milyardan fazla olan Müslümanlar bu ürünlerin menşeelerini sorgulamaya başlamıştır.

Bitkisel, mikrobiyel ve hayvansal kaynaklardan elde edilmiş pek çok katkı maddesinin farklı amaçlarla ürünlerde kullanılması ve bunun sonucunda pek çok endüstriyel ürünün tüketici ve kullanıcılara sunulması, aynı şekilde büyük mezbahalarda veya entegre tesislerinde hayvanların kesimlerinde Helal kesimin dışında farklı modern yöntemlerin uygulanması, bitki ve hayvanların genetik yapılarına müdahale edilmesiyle pekçok sektörlerde kullanımı, piyasadaki ürünlerin “Helal” olup olmama durumunu gündeme getirmiştir.

Devamını Oku

HELAL YAŞAM İÇİN HELAL İLAÇ ŞARTTIR

“Allah Teâlâ Hazretleri hastalığı da ilacı da indirmiştir. Ve her hastalığa bir ilaç varetmiştir. Öyleyse tedavi olun. Ancak haram olan şeyle tedavi olmayın.” [Ebu Dâvud, Tıbb 11, (3874).]

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Batı kaynaklı dev ilaç endüstrisi Musevileri ,Vejeteryanları düşündüğü kadar Müslümanları düşünmemektedir. Bunun en önemli sebebi 2 milyar nüfusa sahip olmasına ragmen, Müslüman ümmetin bu duruma sessiz kalması. Bunun da en önemli sebebi, Müslüman ulemanın fetvası ile, yüz yıldır zaruret kavramına sığınarak müslümanların helal ilaç arama gayretinin yok edilmesi ve buna bağlı olarak Müslüman bilim adamlarının ve müteşşebislerin helal alternatifler oluşturma gayretine girmemiş olmasıdır. Dev ecnebi ilaç firmaları ise, 40 yıl önce planladıkları ‘’Daha Çok İlaç Satmak İçin Hastalıklar İcat Edelim’’ projelerini son 20 yılda gerçekleştirme imkânı buldular. Bu projelerinin en büyük tüketici pazar kitlesi ise ne yazık ki Müslüman tüketiciler olmuştur.

Hastalıklardan kurtulmak için kullandığımız kapsullü, filim tabakalı, şurup ve krem tarzındaki ilaçların içeriklerinin birçoğu Müslümanlar için haram kılınan maddelerden meydana gelebilmektedir. Sağlık sektöründe eğitim görmüş Müslüman doktor ve eczacılarımız başta olmak üzere bilim adamlarının konuya acilen sahip çıkmaları gerekmektedir. Ne yapmalı? Helal ilacı nasıl bulmalı? Müslümanlar olarak düşünmek zorunda olduğumuz en önemli konularımızdan biri olmalı. İlaç içeriklerinin İslam’a uygun olması için gerekli çalışmaları biran evvel yapmalıyız. Bu gereksinimin temininde baş sorumlu olan, Müslüman tebanın vergileri ile varlığını devam ettiren, Sağlık Bakanlığı artık bir an evvel gereğini yapmalıdır. Halen müslüman hastalara ilaç olarak sunulan preparatların yüzlercesi domuz , sığır, koyun, at, fareye, yılana kadar hayvansal katkı ve alkol içermektedir. Bu ilaçlar ya kapsulde sunuluyor, ya filim tabakalı tablet, ya şurup olarak, ya krem olarak, ya şırınga ile, veya serum ile müslümanın vucuduna giriyor. Müslümanların çocuklarına görevlilerin tehdit ederek vurmaya çalıştıkları kabakulak, kızamık, kızamıkçık, kuduz, hapatit A , pnomokok gibi aşılarda da domuz kökenli katkılar bulunmaktadır.

Devamını Oku

DİKKAT!..BATI YIKILIYOR…

ALMANYA, İSVİÇRE, HOLLANDA KENDİLERİNE BİÇİLEN ROLU OYNUYORLAR…

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Batıda kaldığımız süre içinde batıyı bütün yönleriyle yakından tanımak ve tetkik etmek imkânını bulduk. Tanıdıkça dehşete düştük. Batı şeytanla öyle güçlü ittifaklar kurmuştu ki, insanın ana rahmine düşmesinden, mezara kadar temiz ve salim kalmaması için akla hayale gelebilecek ne kadar plan ve tedbir varsa, adeta harfiyyen bunları yerine getirmeye çalışmış. Allâh (cc)’ ı ve Allâh (cc)’ ın insanlara bahşettiği Kur’an’ ın hakikatlerini inkar ettirmek yolunda asırlar boyu kafa patlatan Batının emperyalist istilası sadece askeri, siyasi ve ekonomik olmamıştır. Belki bunlardan da daha büyük ve şumüllüsü manevidir. Batı oldum olası düştüğü inkârcı ve materyalist bataklıktan kendini kurtarmak yerine bütün insanlığı aynı bataklığa düşürme içerisinde kalmayı tercih etmiştir.Bu yüzdendir ki bütün dünyaya karşı yürüttüğü istila saldırılarının temelinde, kendisinde olmadığı için, korkunç bir kıskançlığın içerisinde kaldığı, manevi değerleri yıkmak için akla hayale gelmedik entrikaları, planları olmuştur. Silahla ulaşamadığı yerlere ekonomi ile, ekonomi ile ulaşamadığı yerlere fikirle, moda ile, teknik ile girmede büyük bir başarı göstermiştir..

Devamını Oku

GIDA GÜVENLİĞİ VE İSLAM ÜLKELERİNİN ÇELİŞKİLERİ

Dr.Hüsyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Gıda güvenliği, hiç kuşkusuz toplumun ayakta kalabilme fikrinin merkezine etki eden olarak İslam ülkelerinin bugün yüz yüze kaldığı en önemli bir sorundur.

Gıda güvenliğinin varlığından söz edebilmemiz için, tüm toplumun, bütün zamanlar boyunca, etkin ve sağlıklı bir yaşam tarzı için inancına uygun beslenme ihtiyaçlarını ve gıda tercihlerini karşılamada yeterli, güvenli ve besleyici gıdalara fiziksel ve ekonomik olarak erişebilir olması şarttır. Bu sebeple, bu sadece gıda elde edebilme sorunu değildir. Fakat aynı zamanda halkın gücünün gıdaya erişebilmesi sorunudur ki, dağıtım sistemiyle, ödeme gücü ile ilgilidir

Ulusal bağımsızlığını kazandıktan sonra birçok Müslüman ülkelerin tarım ve gıda üretimi bağımlı hale geldi. Bunlar, global pazarda, özellikle temel tarım ve gıda ürünleri açısından, dünya gıda pazarının üreticileri ve tedarikçileri olarak yer aldılar. Ancak, Batı odaklı global ekonomide, bu tarım ve gıda hammaddeleri katma değeri bakımından çok küçük veya yok denecek kadar azdı; tüketici nüfuslarını beslemek için onlar ileri işlenmiş gıda ürünleri aldıklarında, çok daha fazla para ödemek zorunda kaldılar. Devamını Oku

17 RAMAZANDA DÜNYA HELAL GÜNÜMÜZÜ YENİDEN KUTLAMAYA HAZIRLANIYORMUYUZ?.

Bilindiği üzere, günümüzde çeşitli günlere özel anlamlar atfedilerek kutlanmaktadır. “Anneler günü”, “Babalar günü”, “Sevgililer günü”, “Dünya Gençlik günü”, “Dünya Gıda günü” bunların sadece öne çıkan birkaçı. Bizler için çok önem arzeden “helal yaşamı” içeren bir günümüz bulunmamaktadır. Bu gerçekten hareket ederek, birçok fakih, ulema ve kardeşlerimizle yaptığımız istişare sonucunda, helal konusunda müminlere inen ilk Ayet olan Enfal suresinin 69. ayetinin bizler için çok büyük önem arz etmekte olduğunda ittifak ettik ve bu tarihi, DÜNYA HELAL GÜNÜ olarak hatırlamayı uygun gördük.

Bu Ayet-i Kerime Hicri 624, Ramazanın 17. günü, İslam ve küfrün ilk savaşı olan Bedir savaşında nazil oldu:

فَكُلُواْ مِمَّا غَنِمْتُمْ حَلاَلاً طَيِّبًا وَاتَّقُواْ اللّهَ إِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ

Artık elde ettiğiniz ganîmetten helâl ve tayyib olarak yiyin ve Allah’dan korkun! Şübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağışlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.

Devamını Oku

BUGÜNKÜ DÜNYADA SEYAHAT ETMENİN VE KONAKLAMANIN İSLAMİ BAKIŞI…

Kâinatta yaratılmış her varlık zerre miktar da olsa proton ve nötron çekirdeği etrafında her an haraket halinde olan elektronlardan oluşmuştur. Yani canlı olsun cansız olsun kâinattaki her zerre sukünet içerisinde hareket halinde deveran ediyor.

Yüce Mevla’mız mukaddes kitabımız Kur’anı Kerim’de seyahati yani gezmeyi emir derecesinde teşvik etmektedir. Yer yüzünün dolaşılarak, geçmiş insanların bıraktıkları eserlere bakılıp ibret alınması, yaratılışın nasıl olduğunun görülmesi için ziyaret edilmesi ve dinlenmek için gezilmesi istenmiştir.

Ayrıca İslam kültür ve medeniyet tarihi içinde gezginler için harcama kalemlerinden bir pay ayrıldığına şahit olunmaktadır. Yani tarihte geçmiş İslam ülkeleri gezginlere gezsinler diye devlet bütçesinden para ayırıyordu. Kur’an’da mealen yol oğlu ibaresinin geçtiği ayeti celilede, yolculara da zekat verilebileceği hükmü seyahatlerin rahatlıkla yapılabilmesi için emredildiği görülmektedir. Yeter ki! yapılmış olan seyahat meşru yani helal olan bir sebep ve gaye için yapılmış olsun.

Devamını Oku

BİZ DE EVET DİYORUZ…

Yüz yıl önce Osmanlıyı yıkan yerli ve yabancı şer güçler HAYIR dedikleri için Biz de EVET DİYORUZ

Milli ve Manevi hayatımızın daha garantili sağlanacağına inandığımız için Biz de EVET DİYORUZ

Helal ve Tayyib hayat hakkımızın yasa ile korunacağına inandığımız için Biz de EVET DİYORUZ

Helal Lokmamızın emniyetini n sağlanacağına inandığımız için, Biz de EVET DİYORUZ

Helal ilaç, Helal Tedavi için, Biz de EVET DİYORUZ

Faizin kökünden yasak edilebileceğine inandığımız için, Biz de EVET DİYORUZ

Fuhşun, alkollü içeceklerin, uyuşturucuların ve sıgaranın yasaklanabileceği için, Biz de EVET DİYORUZ

İnsan şerefini korumak için İdam cezasının yeniden ihdas edilebileceği için Biz de EVET DİYORUZ

Her türlü Partizanlığa, terörizme ve emperyalizme karşı vicdanımızın sesine uyarak Biz de EVET DİYORUZ

İslam birliğinin yeniden kurulabilmesine fırsat vereceği için Biz de EVET DİYORUZ

ÇOCUK EĞİTİMİNDE TOPLUMUN GÖREVLERİ

Çocuklar dünyamızı aydınlatan, yaşama sevincimize vesile olan, gönüllerimizin neşesi, yarınlarımızın umudu ve üzerlerinde mesuliyetlerimiz olan varlıklardır. Dün biz çocuktuk, evvelsi gün babalarımız çocuktu. Bugün ise yarının babaları bizim çocuklarımız. Dün bizim babalarımız bizim için ne yaptılarsa bugün onun karşılığını aldılar. Bugün çocuklarımız için biz ne yaparsak yarın dünya ve ahirette de onun karşılığını alacağız. Bu değişmez nizam, ta Adem (a.s)’dan başlayıp, kıyamete dek devam edecek.

İşte bu noktada düşünmeliyiz. Bize bu kadar sorumluluklar yükleyen çocuklarımız için neler yapalım da bu sorumluluktan kurtulalım ve dünya ahiret saadetimizi kazanalım?

Bu sorumuzun cevaplarında en başta çocuklarımıza vereceğimiz eğitim gelmelidir. Çocuklarımıza acaba nasıl bir eğitim verelim ki vazifemizi yapmış olalım? Çocuklarımızı nasıl eğitelim ki eşkıya yerine evliya ruhlu insanlar olsunlar? Onlara nasıl bir yol gösterelim ki vurguncu, rüşvetçi, hortumcu olmasınlar; ırza ve namusa saygı göstersinler, helali haramı bilsinler. Allah, Peygamber, din konusunda hassas ve duyarlı olsunlar.

Devamını Oku