HİÇ HOŞ OLMADI! COCA COLANIN ISPARTA FABRİKASINA RESMİ AÇILIŞ YAPMAK HİÇ HOŞ OLMADI!

Bu haberin en manalı başlığını Abdurrahman DİLİPAK koymuş: “ coca cola Fabrikası Açılışı Erdoğana KUMPAS”. Bu kumpasta parmakları olan da, bu kumpasa alet olan da, yeterince düşünmeden evet diyenler de vebaldedir. Bu açılış yüzde yüz “15 Temmuz ruhu”na da Rabia işaretine de uygun düşmemiştir.

Benzer bir kumpas olayı 4-5 sene önce tevafuken önlenmişti. O zaman başbakan olan Tayyip bey’in Balıkesir Ziyaret Programında, uzun yıllar en kaliteli domuz jelatini yaptığını kendi sitesinde anlatan Amerika’daki ROUSSELOT firmasının Türkiye’deki distrübütörü olan ve sahiplerinin Yahudi olduğu bilinen, senelerdir bu ithal ettiği jelatini helal etiketi ile satan, firmanın da ziyaret edileceğini bir telefon konuşmamızda Fatih SARAÇ bey söylemiş ve fikrimi sormuştu. Bu ziyaretin yapılmamasını sebepleri ile izah etmiş, böylece Balıkesir Ziyaret Programından bu ziyaretin çıkartılması sağlanmıştı.

Bu ziyaret Müslüman camiada bilelim ki üzüntü vermiştir. İslamcı ve muhafazakar camiada İsrail ürünü olarak bilinen ve İsrail devletinin Gazze’ye her saldırısı sonrası “İsrail malı” diyerek Coca Cola ürünlerini “protesto” amacıyla yerlere döken muhafazakar cenahta belirgin ve büyük tedirginliğe sebep oldu. Böyle bir program yaşandı diye şuurlu Müslümanlar bundan böyle cola içmeye başlamayacaklardır. GİMDES bu ürün ve benzerleri için uygulamalarını değiştirmeyecektir. Bu ürünler hem içerikleri bakımından hem etik olarak Müslümanların maslahatı bakımından sertifikalama kapsamı dışında kalmaya devam edeceklerdir.

Bu konu ile ilgili sitelerimizde pekçok yazılıarımız yayınlanmıştır. Bu yazılarımızdan 2014 yılında yayınladığımız bir yazımızı dikkatinize sunuyoruz

MARKALARIMIZ FARKLI OLSA DA. YOK BİRBİRİMİZDEN FARKIMIZ. BİZ HEPiMİZ COLAYIZ…

Patronlarımız farklı farklı şişe ve kutulara koysalar da bizim hepimizin özütü bir, rengi bir, tadı bir ve aynı yerden dağılırız bütün dünyaya. Çünkü özütümüzün formulü gizlidir yalnızca Amerikadaki baş patronumuzun kontrolundadır.

Bizim en büyük büyük büyük babamız 1896 yılında Amerika’nın Atlanta şehrinde doğmuş. Burada yaşayan yahudi bir eczacıymış. Adı John Stith Pemberton imiş. Daha önce migren ağrısını teskin edecek uyarıcı bir ilaç olarak gerçekleştirdiği coca bitkisinin yapraklarından ve cola bitkisinin cevizinden meydana getirdiği içeceği, “Pembertons Wine Cola” ismi ile Jakobun eczanesi ismini verdiği eczanesinde ilaç olarak satmaya başlamış.

Bu coca bitkisi Güney Amerika’ya mahsus yaprakları kokainli bir bitkiymiş , cola cevizi de kafein içeren bir bitkiymiş. 1888’de yanına aldığı kafa dengi ortaklarıyla Coca Cola Co. şirketini kurmuş, bu içeceğin adını da değiştirerek coca cola yapmış ve bu yeni şirketin de patentli ürünü haline gelmiş.

1905 yılına kadar 60 mg kokain içeren tonik bir içecek olarak satışına devam etmiş. Bu tarihlerde hem federal, hem ABD devlet yöneticileri bu içki ile halkın uyuşturulduğunu fark etmiş, bu iddia üzerine cocanın kullanılmasını yasaklamak istemiş. Coca Cola Co.’nun avukatları “hop hemşerim demişler” daha önceden aldıkları patenti ileri sürerek, yoğun bir hukuk mücadelesi sonucunda çok cüzi miktarda cocanın tat verici olarak kullanılması iznini almışlar. Bu sonucu alan Coca Cola Co., bundan böyle prensip olarak güya coca ihtiva etmeyen, ama cüz’i olarak coca özütü bulunduran bir meşrubat olarak satışına devam etmiştir. Bütün dünyaya da özüt olarak ihraç edilmektedir.

Güney Amerika’dan gelen haberlere göre; COCA Cola’nın halen kullandığı coca ve cola yaprakları Güney Amerika’dan geliyormuş. Eğer siz kişi olarak Amerika’ya valizinizde biraz coca yaprağıyla giriş’ yaparken gümrükte yakalanırsanız uyuşturucu veya uyancı kaçakçılığı yapıyor diye tutuklanıyormuşsunuz. Halbuki Coca Cola her sene 8 ton civarında kokain içeren coca yaprağını Güney Amerika’dan ithal etmeye devam ediyormuş. Coca Cola, bu kokain içeren coka yapraklarını içecek içinde kullanmadan önce yaprakların içindeki kokainin elimine edildiğini (decocainized flavor esence) iddia ediyormuş.

Fakat bu elimine edilen kokainin nerede kullanıldığı konusunda hiçbir bilgi yokmuş. Coca Cola’nın formülü gibi içeriğinde kokain kullanıp kullanmadığı da bir sırmış. Coca Cola özütü diye sizin bilmenizi istemediği maddeyi veya maddeleri saklıyor. Siz de bu içeceğin içinde tam olarak ne olduğunu bilmeden tüketiyorsunuz.

Başta Amerika, Kanada ve Batı Avrupa’da halk yüksek miktarda şeker ihtiva eden Coca Cola gibi gazlı içeceklerin zararlarını anlamaya başladıktan sonra kolalı içeceklerden da uzak durmaya başladı ve böylece bu tip meşrubatların satışları 2004 yılından itibaren yavaş yavaş gerileme göstermiş. Ama dünyada hala tedavülden bir türlü düşmüyoruz. İnsanları bağımlı yapmaya, sağlıklarını bozmaya üzülerek devam ediyoruz.

Coca Cola, Pepsi Cola, Müslümanlarının Qible-cola’sı, Zamzam-cola’sı, Mecca-cola’sı, Kristal-cola’sı ve cola-Turca’sı gibi isimlerimiz var ama formüllerimiz birbirimizden farklı değil. Hepimizde formulü sır olan özütten bir payımız var. Üstelik içimize insanların sağlığına çok zararlı olduğu söylenen katkı maddeleri de ekliyorlar. Bu katkılardan bazıları şöyle; Fosforik asit, Karamel, CO2, Aspartam, Sakarin. Terkibimizde bulunan bu katkı maddeleri için dünyanın bağımsız bilim adamları tarafından bildirilen tehlikelerden bahsedelim:

Sayısız deneyler sonucu sağlığa çok zararlı olduğu ortaya çıkan Aspartam’ın ve Kanada’da 30 yıldan fazla süredir yasak olan yine insan sağlığına zararlı “sakarin”in hiçbir zararı olmadığı söylemleri, bu tatlandırıcıyı kullanan firmalar tarafından sürekli iddia edilmekte olduğuna bakmayın. Bu firmaların başında da Coca Cola gelmektedir. DR. Russel Blaylock ‘Öldüren Tad (The Taste That Kils)’ adlı eserinde Aspartam’ın tehlikelerini gözler önüne sererken, kanserli hücreleri daha hareketli hale getirdiğini ve böylece vücudun diğer taraflarına da yayılmasını hızlandırdığını ve şeker hastalığını tetiklediğini belirtmiştir.

Bağımsız bir şekilde doğruyu yazıp söyleyen bilim adamları, bu çok büyük finans gücüne ve politik bağlantılara sahip organize güçler karşısında seslerini fazla duyuramamaktadırlar. Bu güçler; lobi güçleriyle, reklamlarla, karşılıklı finansal çıkarlarıyla medyanın büyük bir bölümünü de susturmayı başarıyorlar. Şu anda ele geçiremedikleri ve onları çileden çıkaran, internetteki sağlıkla ilgili bağımsız haberler veren web sayfaları ve bloglardır. İSVEÇ’TE Karölinska Institute, 1997-2005 arası, 8 yılda 80 bin kişinin yediği gıdaları takip etmiş. Bu gözlem sırasında 131 kişi pankreas kanseri olmuş. Bu kişiler suni tatlandıncılı gazozlu-kolalı içkilerden en azından günde iki defa (kutu/ şişe) içen grubun içindeymişler.

Sekerli ve Gazlı Meşrubatların meydana getirdiği Terör; gazlı, kolalı içecekler; yüksek kalorili, aşın şekerli, besin değeri hemen hemen hiç olmayan, çokça tüketilen, kötü içeceklerin en başında geliyor. Bu gün sudan sonra en çok tüketilen içecekler colalı içeceklermiş. Bizden söylemesi; bütün colalı içecekler alkol gibi kolaylıkla bağımlılık yapmaktadır. Yüksek şeker içerikli gıdaların erken yaşlanmaya sebep olduğu da ayrı bir gerçektir. Bu tip meşrubatların sağlığa 10 tane temel zaran olduğu belitiliyor uzmanlar tarafından:

1- Şişmanlığa sebep olur. 2- Karaciğere zararlıdır. 3- Dişlerde çürümeye neden olmaktadır. 4- Kronik böbrek hastalıklanna ve böbreklerde taş oluşumuna neden olmaktadır. 5- Diyabet (Şeker) hastalığını tetiklemektedir. 6- İçindeki asit mide ekşimesine ve reflü oluşmasına sebep olur. 7- Yine içinde bulunan fosforik asit kemiklerin zayıflamasına, kemik kınlganlığının artmasına (osteoporoz) neden olur. 8- Yüksek tansiyona sebep olur. 9- Kalp hastalıklarını tetikler. 10- Özellikle aç karnına içilen kolalı içecekler ülser hastalığına yakalanma şansını arttırır. “

Müslüman uyanık olmalı. Bile bile kendisine zararlar verecek şeylerin peşinden gitmemeli

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*