huseyin

KURBAN BAYRAMINI GEREĞİ GİBİ YAŞAMAK…

“Biz (İsmâil’in) kurtuluş fidyesi olarak, ona (İbrâhîm’e, kesmesi için) büyük bir kurbanlık (koç) verdik.” (Sâffât Suresi 107. Ayet-i Kerîme)

“O hâlde Rabbin (in rızası) için namaz kıl ve kurban kes.” (Kevser Suresi 2. Ayet-i Kerîme)

“(Biz) her ümmete, kurban ibadetini meşru kıldık ki kendilerine rızık olarak verdiğimiz (kurbanlık) hayvanları keserlerken, Allah’ın adını ansınlar. Sizin ilâhınız tek bir ilâhtır. Sadece, O’na teslim olun! (Resûlüm!) İhlâslı ve mütevazı (Mü’min) kullarımı (cennet ile) müjdele!” (Hac Suresi 34. Ayet-i Kerîme)

Kurban ibadeti bizi, Hz. İbrahim Aleyhisselam’ın itaatine, Hz. İsmail Aleyhisselam’ın teslimiyetine yönlendirerek hayatın sıkıntı ve imtihanlarına karşı Rabbimize kurban olma ve O’na dost olarak sıkıntılarımıza çözüm bulma yollarını gösterir.

Bu mübarek günlere eriştiren Rabbimize mahlukatı sayısınca hamd-ü senalar olsun.

Sizlerin ve tüm İslam ümmetinin Kurban Bayramı’nı kutlar, hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Hak’dan niyaz ederiz.

İLİM ÖĞRENMENİN BAŞLANGIÇ NOKTASI “KENDİNİ BİLMEKTİR!”

Dr. Hüseyin Kami BÜYÜKÖZER

Yunus Emre’nin “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir. Sen kendini bilmezsen ha bu ne okumaktır!” sözünün manasını tefekkür etmek, anlamak bu günün hengameye uğramış dünya insanlığının olmazsa olmazı durumdadır.

Kendini bilmek; tüm dünya dinlerinin ve inanışlarının aslında insan olma bilincinin atom çekirdeği anlamına gelmektedir. Bütün semavi dinlerde, Şamanizm’den Kızılderili kültürüne, Mayalara, Uzakdoğu’dan, Anadolu’daki tasavvuf okullarına kadar her yerde başlangıç noktası kendini bilmektir.

Kendimizi bildiğimiz ve yaşamlarımızı yönetebilme şansına sahip olduğumuz takdirde daha sağlıklı ve üretken fertler olabiliriz.

“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir!”

Kendi dışımızdaki dünyayı anlamlandırabilmek için ilk önce kendimizi bilmemiz gerekir. Kendini bilen insan çevresinde olup bitenin farkında olur ve bu objektif değerlendirebileceği bir bakış açısına sahip olmasını sağlar.

Devamını Oku

27 MAYIS HAİN DARBE VE KÜRESEL KUŞATMAYI TÜM BOYUTLARI İLE GÖREBİLMEK

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

“Fitne yeryüzünden kalkıncaya ve din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Enfal-39)

20. yüz yılın başlarında, Osmanlıyı parçalayarak saf dışı bırakma operasyonu ile güç kazananan batı güdümlü şer güçler, zaman kaybetmeden Halifeliği lağv ettirdikten sonra bütün gücü ile sosyal hayatı top yekün kendi özünden kopartacak, yaşam tarzına müdahale ve ekonomik olarak bağımlı hale getirme süreçleri ile Türkiye, şer güçlerin küresel kuşatması altına alındı. Bu gün 63’cü yıl dönümünü ızdırapla yaşadığımız 27 Mayıs 1960 Darbesi ile birlikte yapısal hale getirilen Küresel Vesayet Sistemi’ni aşmak için her adım attığında kanlı operasyonlar yapılan, bunun için başta terör örgütleri olmak üzere çeşitli gizli açık düşman örgütlerin kullanıldığı bir ülke haline getirilmek istendi.

1970’li yıllarda bu güçlere karşı gelişen Milli Görüş harekatını, çeşitli anti demokratik oyunlarla sindirmeye çalışan ve çok geçmeden bu hareketin çok çetin bir ceviz olduğunu farkeden çetenin Ortadoğu gözlemcileri, “bu çetin cevizin üstüne üstüne gitmekten vaz geçin bunun yerine parallel müslümanlık hareketini oluşturun”tavsiyesini yapmak zorunda kaldılar. Bunun üzerine Din ayağında Fetoculuk ve siyaset ayağında da Anavatan partisi önderliğindeki siyasi harekete yol verdiler. Şer güçlerin bu projesi de çok geçmeden başarılı olamadı.

Devamını Oku

TÜRKİYE YENİ BİR KÜRESEL ŞER KUŞATMAYI KIRMAYA ÇALIŞIYOR

DÜNYANIN TÜM ŞER GÜÇLERİ 14 MAYIS SEÇİMLERİNDE TARAF OLARAK ALGI OLUŞTURUYOR

Küresel Kuşatmayı Tüm Boyutlarıyla Görebilmek

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

20. yüz yılın başlarında, Osmanlıyı parçalayarak saf dışı bırakma operasyonu ile güç kazananan batı güdümlü şer güçler, zaman kaybetmeden Halifeliği lağv ettirdikten sonra bütün gücü ile harf devrimi, giyim kuşam dayatması, top yekün yaşam tarzına müdahale ve ekonomik olarak bağımlı hale getirme süreçleri ile Türkiye, şer güçlerin küresel kuşatması altına alındı. 27 Mayıs 1960 Darbesi ile birlikte yapısal hale getirilen Küresel Vesayet Sistemi’ni aşmak için her adım attığında operasyonlar yapılan, bunun için başta terör örgütleri olmak üzere çeşitli gizli açık düşman örgütlerin kullanıldığı bir ülke haline getirilmek istendi.

1970’li yıllarda bu güçlere karşı gelişen Milli Görüş harekatını, çeşitli anti demokratik oyunlarla sindirmeye çalışan ve çok geçmeden bu hareketin çok çetin bir ceviz olduğunu farkeden çetenin Ortadoğu gözlemcilerinin en sonunda geldikleri noktada “bu çetin cevizin üstüne üstüne gitmekten vaz geçin bunun yerine parallel müslümanlık hareketini oluşturun”tavsiyesini yapmak zorunda kaldılar. Bunun üzerine Din ayağında Fetoculuk ve siyaset ayağında da Anavatan partisi önderliğindeki siyasi harekete yol verdiler. Şer güçlerin bu projesi de çok geçmeden başarılı olamadı. Sadece onlara zaman kazandırdı ve içimizdeki, yeşilin çeşitli tonda boyasına boyanmış hainleri palazlandırmaya yaradı, ama mücadeleyi durduramadı.

Türkiye, emperyalist (sömürgeci) güçlerle savaşmaktadır. DEAŞ terör örgütüne karşı operasyon yapacağız diyerek, 65 ülkeyle koalisyon kuran ABD, teröristlere binlerce tır silah,teçhizat, mühimmat vermiş ve onları eğitmiştir. Desteğini de sürdürmektedir. Bu gerçekler ortadayken, ABD merkezli şer güçlere birşey demeyenler, Türkiye’ye dil uzatıp, ülkemizi yıpratmak istemektedirler.

Devamını Oku

HELAL VE TAYYİB YAŞAM SEVDALILARINA AÇIK BİR MEKTUP

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Bugünlerde ülkemiz insanlarını, yetmedi bütün dünya insanlarını adeta meşgul eden ülkemizdeki siyasi bir seçim ile karşı karşıyayız. İstesek de istemesek de birine karar vermek zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Yaşanan olaylar ayan beyan gözümüzün önünde ceryan ediyor. Sizlere iki belge sunuyorum. Nisan ayının başında Temel Karamollaoğlu kardeşime gönderdiğim mektup, diğeri yukarıya koyduğum resim. Bir tarafa karar vereceksek bu hayırlı taraf ne taraf olmalıdır kararımıza belki vesile olur inşallah…

“Selamunaleyküm Temel Bey kardeşim. Epeyi zamandır attığın yanlış adımlar sebebi ile farkında mısın bilmiyorum, bir zilletin ortasına düşmüş durumdasın. Geçmişteki müşterek davamız yolunda geçirdiğimiz zamanları hatırladıkça üzülmekten kendimi alamıyorum. Sonunda bu küçük notumu yazmak istedim. O dönemi hatırlatmak istedim. Hepsini hatırlamak istemesen de en azından beraber olduğumuz haclarımızı, özellikle emekli olmuş babanı da getirdiğin kara yolu ile grup olarak katıldığımız haccımızı hatırlatmak istiyorum. Anlattığına göre hayatı boyunca CHP’li olarak yaşadığını, zor ikna ederek hacca gelmeyi kabul ettiğini, bizden de Kabe’nin karşısında babana dua etmemizi özellikle rica etmiştin. Biz o zaman bütün kalbimizle babana dua etmiştik. Şimdi ben senden onun karşılığı olarak senin için seni tövbe etmeye, pişman olmaya davet ediyorum. Allah yar ve yardımcımız olsun.”

HELAL AKREDİTASYON KURUMU (HAK) VE İSLAMDA HELÂL VE TAYYİB KAVRAMI

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

GİMDES’i tanıyan, GİMDES’in varlık misyonunu bilen kardeşlerimizden devamlı sorular alıyoruz. “Helal Akreditasyon Kurumu (HAK) kurumunun varlığı ne anlama geliyor? GİMDES bu kurumla ilgili ne düşünüyor? 4 Haziran’da HAK ceza kesip kendisini cebir ile meşru kılmaya çalışmasına ne diyorsunuz? Türkiye’de ve Dünya’da GİMDES’in helal sertifika verdiği ürünlere nasıl bir etkisi olacak?” 18 senedir faal olan, Milyonlarca takipçisi olan bir kurum için bu sorular sadece özetin özeti hükmündedir ama en basit haliyle sorular bu minvalde. Biz de bu sorulara dilimiz, kalemimiz yettiğince cevap vermeye çalışalım.

GİMDES’in kuruluş yılı 2005’ten günümüze Helâlin Türkiye’de gelişimiyle ilgili hafızalarımızı güncelleyelim.

GİMDES’in kuruluşundan itibaren sloganımız: “Helal Gıda İMANİ bir meselemizdir”. GİMDES resmen kurulmadan önce www.gidaraporu.com sitesinde bir kitap ve irşad projesi halindeyken, Helal Gıdayı takip eden kardeşlerimiz için devamlı söylediğimiz: “Siz Helale sahip çıkın ve talep edin, firmalar bunu vermek zorundadır.”

GİMDES, “dokunulamaz”, “önlenemez”, “regüle edilemez” diye tüketicileri çaresizliğe, çıkmazsa sürükleyen gıda – hammadde – üretim sektöründen, ümmet ve helâl bilincinde olan milletimiz ile yine onlara “helâl ve tayyib” ürünleri üretme ve ulaştırma bilincinde olan üreticiler vasıtasıyla bir habitat oluşturdu.

Devamını Oku

TEKNOFEST COŞKUSUNUN GÖLGESİNDE HATIRLADIKLARIM!

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Geçtiğimiz C.tesi ve Pazar günü İstanbul şehir parkında açılmış Teknofest etkinliğini evimdeki televizyonumda heyecanla takip ettim. 1970’li,1980’li yıllarım filim şeridi gibi gözlerimin önünde birbir resmi geçit yaptı.

MİLLİGÖRÜŞ’ün Siyasi meydanlara 1970’li ilk çıkış yıllarında koalisyon ortağı olarak karşılaşılan dışa bağlı: ekonomi, ticaret, üretim, eğitim ve montaj sanayi idi. MİLLİ GÖRÜŞ Önce Ahlak ve Maneviyat bayrağı ile fabrika kuran AĞIR SANAYİ hamlesi ile Yeniden Büyük Türkiye hareketini başlattı.

Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan Hocam, 1969 yılında atıldığı siyasi hayata, kısa bir süre sonra hükumet ortağı olmak suretiyle adeta mührünü basmıştır. O‘nun Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak görev yaptığı zamanda, Türkiye tarihinin en köklü ekonomik faaliyetlerinin başlatıldığı inkâr edilemez bir gerçektir.

AĞIR SANAYİ HAMLESİ NE İDİ?

SANAYİ VE TEKNOLOJİ Bakanlığında Müteşarlık kararnamem Süleyman Demirel’in Başbakanlık makamında imzalanması kasıtlı olarak bekletilirken Başbakan yardımcısı olarak Erbakan Hocam, kanun hükmünde kararname ile Ağır Sanayi Hamlesinden sorumlu müsteşar vekili olarak bizi görevlendirerek Ağır Sanayi Hamlesini başlattı.

Erbakan Hocamın hükumet ortağı olduğu dönemde başlatılan “Ağır Sanayi Hamlesi”nin ayrıntılarına bir göz atarsak. Öncelikle “Ağır Sanayi” ne demektir? Ağır sanayii aslında diğer sanayileri kuran sanayidir. Bu sebeple ancak büyük ve lider ülkeler bu sanayii kurup işletebilir ve geliştirebilirdi. Erbakan Hocamın gayesi, ülkemizin kısa süre önce geçirdiği sosyal yıkımların tedavisi ve kalkınması Önce Ahlak ve Maneviyat öncülüğünde, bu “Ağır Sanayi Hamlesi” ile başarılabilirdi. Ağır sanayi yeniden büyük Türkiye’nin ana adımlarından birisi olmalı idi. Ağır sanayi, yaygın, milli, güçlü süratli kalkınmanın belkemiği idi. Yani bu, hakiki kalkınma demekti. Yeni kurulmuş genç Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin en büyük kalkınma hamlesi idi.

Devamını Oku

İSRAİL ÜRÜNLERİNİ BOYKOT ETMEYE DEVAM EDİYORMUYUZ?

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Ey iman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri yakın dost, sırdaş ve işlerinize vekil edinmeyin! Siz onlara safça sevgi gösterisinde bulunuyorsunuz. Oysa onlar size gelen gerçeği inkâr etmiş ve sırf Rabbiniz olan Allah’a inandığınız için Peygamber’i ve sizi yurdunuzdan çıkarmışlardır. Eğer siz gerçekten benim yolumda cihâd etmek ve rızâmı kazanmak maksadıyla yurdunuzu terk edip çıktıysanız, kâfirlere nasıl sevgi gösterip sır verebilirsiniz? Gerçek şu ki, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da ben çok iyi bilmekteyim. Bundan böyle içinizden kim onlara sevgi besler ve sır verirse, kesinlikle dümdüz yoldan sapmış olur! (Mümtehine,1)

Boykot kelimesi Türkçe’de “bir mal veya hizmeti satın almamak suretiyle yapılan direniş eylemi” anlamına gelir. Bu anlamda kuruluş yılımız olan 2005 yılından beri boykot çağrılarımızı kardeşlerimizle paylaştık ve paylaşmaya devam ediyoruz. Bu çağrılarımız toplum olarak ümmet olarak yapılmazsa faydalı sonuç alamayacağımızı bilmek zorundayız.

Bir de irili ufaklı marketçiler, toptancılar, paketleme ve dağıtımını yapan firmalar gözümüzün içine baka baka satın almaya ve satmaya devam ediyorsa bu boykottan fayda sağlanması hayal olur.

Yine böyle üzüldüğümüz, dertlendiğimiz 2018 yılında gönüllü gençliğimizin bir feryadını ibret alınsın için dikkatinize sunuyorum.

Devamını Oku

MUHTEREM KARDEŞLERİM BU RAMAZAN SİZLERE SEVAP KAZANDIRACAK BİR HİZMETTEN BAHSEDECEĞİM

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

Geçmiş senelerde GİMDES Helal Gıda Gönüllüleri olarak cami hocalarımıza hitap eden çok güzel, çok duygulu bir mektup hazırlayıp göndermişlerdi. Bu Ramazanda bütün gönüllü kardeşlerimiz mahallemizdeki, semtimizdeki cami hocalarımıza bizzat, gençlerimizin hazırlamış olduğu, bu mektubu takdim edelim. Bu yazımın devamında gençlerimizin bu mektubunu bulacaksınz. Rabbim hayrınızı kabul buyursun. .

Selamün Aleyküm Sayın Hocam, Biz GİMDES Helal Gıda Gönüllüleri olarak, Kuran-ı Kerim’de emredilen “yeryüzündeki rızıkların helal ve tayyip olanlarından yiyiniz” ayetlerini hayatımıza geçirmeyi ve bunu tüm İslam alemine ulaştırmayı amaçlamayan dertli gençleriz. Bu yolda yaptığımız emri bi’l maruf ve nehy’i anil münker için siz değerli hocalarımızdan destek bekliyoruz. Çünkü bir insanın inancına göre yiyip içmesi ve kullandığı ürünlerde alkol ve domuz mamullerinin olup olmadığını bilmesi en temel haklarından ve en önemli kulluk vazifelerindendir. Helal gıda ile ilgili onlarca ilahi emir içinden seçtiğimiz şu hadisi şerif derdimizi ve içinde bulunduğumuz zamanı özetleyecektir:

“Öyle bir devir gelecek ki, insanoğlu, aldığı şeyin helalden mi, haramdan mı olduğuna hiç aldırmayacak. Böylelerinin hiçbir duası kabul edilmez.” (Buhari)

Devamını Oku

MİLLİGÖRÜŞ GÖNÜLLÜLERİNE BİR ÇAĞRIMDIR

Uzun bir müddetten beri üzülerek seyrediyorum ki , başta ERBAKAN HOCAM olmak üzere büyük çileler, büyük sıkıntılar ve büyük fedakârlıklar çekilerek meydana getirilmiş MİLLİ GÖRÜŞ HAREKETİ’na mirasçı olduklarını iddia edenler tarafından  ihanet edilmiştir. Senelerdir  HAYATIN İÇİNDEN sitemde bunu anlatnaya çalıştım. Ama bir kısım kardeşimi  uyadıramadım. Bu son olaylar ümid ediyorum ki bu büyük istismarı nihayetlendirecektir.

Dr.Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

GİMDES ve DHV Başkanı, WHC Patronu

Milli Selamet Partisi kurucu üyesi, Antalya Milletvekili adayı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Sanayi Dairesi Reisi,  Ağır Sanayi hamlesinden sorumlu Müsteşarı