“VEFA” NEDİR BİLİR MİSİN ?

Vefa İstanbul’da sadece bir semt adı değildir.

“…Verdiğiniz sözü yerine getirin! Çünkü verilen söz mes’ûliyeti îcâb ettirir.” (el-İsrâ, 34)

“Onlar emânetlerine ve ahitlerine riâyet ederler.” (el-Mü’minûn, 8)

“Ve çok vefakâr olan İbrahim’in sahifelerindekiler?…” (en-Necm, 37)

ifadeleriyle vefanın önemini Rabbimiz buyurmuştur.

“Vefa arkanda bıraktığını, giderken yaktığını yabana atmamandır.
Vefa; dostluğun asaletine, bir dua sonrası verilen sözlere, hayallere ihanet katmamandır.
Vefa; ötelerin sonsuz mükafatı karşısında, cehennemi hafife almaman,
Ulvi güzellikleri dünyaya satmamandır” Hz. Mevlana

Vefâkârlık; peygamberlere, velîlere ve fazîlet sahibi kimselere lutfedilmiş zirve bir vasıf olarak, beşerî hayatı en yüce bir seviyede taçlandıran mânevî bir haslettir. Bu ulvî his, sevilen veya sevilmesi gereken kimselere verilen kıymetin bir ölçüsüdür. Vefâ duygusuna sahip olmayan kimseler; sadece kendini, zevkini ve menfaatini düşünen bencil ve nâdan kimselerdir. Vefâ, sözlük manası itibari ile, borcu ödemeyi ve bir sözü yerine getirmeyi ifade eder. Vefânın en basit kısmı budur.

Vefâ bahsinde yaşadığım bir hatıramı da nakletmeden geçemiyeceğim.

Hayatımın en önemli kilometre taşlarındanbiri, Mehmed Zahit KOTKU Hoca efendiyi tanımak ve onun sohbetlerinde bulunmak, olmuştur. Bu tür hatıralarımı yayınladığım “Hayatın İçinden.com” sitemde yayınladığım bir yazımın başlığında “Çok Vefalıydı” ifadesi yer almıştı. O yazımdaki bir paragraf şöyleydi; “….Hocaefendi çok vefalı bir insandı. Dostlarına, ihvanlarına karşı hiçbir zaman vefasını eksik etmedi. Bir keresinde Ankara’ya geldiğinde, ……. Ağabeyin evinde misafir olarak kalıyorlardı. Bir gün kendisini …..’nun evine götürmesini …… Ağabey’den istedi. Biz de yanlarında bulunuyorduk, şaşırdık, hayret ettik. Ziyaretine gidilecek şahıs yıllardır ters istikamette idi. Zahiren gördüğümüz buydu. Adeta başka bir çevrenin insanı haline gelmişti. Biz onunla olan ilişkilerimizi kaybetmiştik. Böyle bir anda Hocaefendi’nin onu ziyaret etme isteği bizi hakikaten oldukça şaşırtmıştı. Bir kısım ağabeyler bu ziyaretin yapılmamasını istediler. Hocaefendi çok öfkelendiler ve dediler ki:
“–Sizin başınıza acaba onun başına gelenler gelse idi, haliniz nice olurdu hiç düşündünüz mü? Bizim sohbetimizde bulunmuş insanları, bize selâm vermiş insanları biz sonuna kadar terk etmeyiz! Sizin de terk etmemeniz gerekir!..” dedi.

Taşradan bir yere gideceğimiz zaman izin istediğimizde, “Filânca zata uğra, selâmımızı söyle, onda misafir ol!” derler, kardeşler arasındaki ziyareti teşvik ederlerdi.”

Bugün insanlar, izleri silinmiş, unutulmaya yüz tutmuş iyilikleri, nefsânî arzularının galebesi sebebiyle hatırına bile getirmemekte ve ekseriyetle vefâ kelimesi, âdeta lügatte bir kelime ve sırf İstanbul’da bir semt adı olarak kalmış bulunmaktadır.

Seneler sonra suya hasret dudakların susuzluktan çatır çatır çatladığı, dillerin kup kuru olduğu bir zaman diliminde, tatlı bir sam yeli gibi yüreğime kadar ulaşan bir ses geldi; “ bir arkadaş gurubu olarak size vefa ziyaretinde bulunmak istiyoruz” diyordu bu ses. Daha sonra maille de bir mesaj geçtiler.

“GİMDES(Gıda ve İhtiyaç Maddeleri Denetleme ve Sertifikalama Araştırmaları Derneği) Kurucu Yönetim Kurulu Başkanı Değerli Dr. Hüseyin Kami Büyüközer ABİMİZİ, İSTANBUL CİHANNÜMA Olarak 9 Ocak Salı günü saat 16:00’da ülkemizde ve dünyada helal gıda bilincinin oluşması ve helal gıdaların sertifikasyonunun kurumsallaşması için yaptığı çok büyük hizmet ve vermiş olduğu emeklerinden dolayı vefamızı göstermek için ziyaret edeceğiz inşallah. Özellikle vefa ziyaretlerinde asıl olan, ziyaretine gittiğimiz büyüklerimizi dinlemek, onların öğütleri, tavsiye ve nasihatlarını almak ve devamında Onların manevi mirasına sahip çıkarak, onlardan aldığımız bilgileri, tavsiye ve nasihatları gelecek kuşaklara taşımaktır. Görüşmek dileğiyle, Allah’a cc emanet olun.”

Duyurularında böyle belirtmişlerdi ve öyle de yaptılar. Geldiler, görüştük, adeta hasret giderdik ve tekrar görüşmek duası ile vedalaştık. Ertesi gün bir mail gönderdiler. Bu maillerinde;

“Bizi kabul edip ağırladığınız için çok teşekkür ederiz. Allah cc sizden ebeden razı olsun.
Biz Cihannüma’dan ziyarete gelen arkadaşlarımızla sizi yakınen tanımış olmanın hoşnutluğu ile sizden çok memnun kaldık.Rabbim sizlere sağlık, sıhhat, afiyet ve daha nice hayırlı hizmetlere vesile kılacak uzun ömür versin inşallah. Dua eder, dua bekleriz, her daim. Allah’a cc emanet olunuz. Rabbim her daim yar ve yardımcınız olsun inşallah.” Şeklinde duygularını belirttiler.

Seksen yaşında bir fani için bundan daha güzel bir hatıra olurmu? Biz de, müslümanın en önemli hasletlerinden biri olması gerekirken unutulmaya yüz tutmuş “vefa hasletimizi yeniden hatırlatan ve yaşatan kardeşlerimize bize bu duyguları tekrar yaşattığınız için teşekkür eder, Allah(cc) sizlerden de ebeden razı olsun, iki cihanda aziz ve mutlu eylesin ve Sayılarınızı çoğaltsın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*