TÜRKİYE KÜRESEL KUŞATMAYI KIRMAYA ÇALIŞIYOR

DÜNYANIN TÜM ŞER GÜÇLERİ BARIŞ PINARI HAREKETİNE KARŞI

Küresel Kuşatmayı Tüm Boyutlarıyla Görebilmek

Dr. Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER

  1. yüz yılın başlarında, Osmanlıyı parçalayarak saf dışı bırakma operasyonu ile güç kazananan batı güdümlü şer güçler, zaman kaybetmeden Halifeliği lağv ettirdikten sonra bütün gücü ile harf devrimi, giyim kuşam dayatması, top yekün yaşam tarzına müdahale ve ekonomik olarak bağımlı hale getirme süreçleri ile Türkiye, şer güçlerin küresel kuşatması altına alındı. 27 Mayıs 1960 Darbesi ile birlikte yapısal hale getirilen Küresel Vesayet Sistemi’ni aşmak için her adım attığında operasyonlar yapılan, bunun için başta terör örgütleri olmak üzere çeşitli gizli açık düşman örgütlerin kullanıldığı bir ülke haline getirilmek istendi.

Yaşadığımız asırda, önceki asırlarda benzeri bulunmayan ve hızla değişen farklı bir dönem ve farklı bir toplum içinde yaşadığımız açık bir gerçektir. Teknolojisi ve imkânları ile küfür, Müslümanları istila etmiş durumdadır. Daha da garip ve acı olanı, Müslümanların içinden de onları aratmayacak çatlak seslerin çıkabiliyor olmasıdır. Ama bunun da üstesinden gelmek zorundayız.

!970’li yıllarda bu güçlere karşı gelişen Milli Görüş harekatını, çeşitli anti demokratik oyunlarla sindirmeye çalışan ve çok geçmeden bu hareketin çok çetin bir ceviz olduğunu farkeden çetenin Ortadoğu gözlemcilerinin en sonunda geldikleri noktada “bu çetin cevizin üstüne üstüne gitmekten vaz geçin bunun yerine parallel müslümanlık hareketini oluşturun”tavsiyesini yapmak zorunda bıraktı. Bunun üzerine Din ayağında Fetoculuk ve siyaset ayağında da Anavatan partisi önderliğindeki siyasi harekete yol verdiler. Şer güçlerin bu projesi de çok geçmeden başarılı olamadı. Sadece onlara zaman kazandırdı ve içimizdeki, yeşilin çeşitli tondaki boyasına boyanmış hainleri palazlandırmaya yaradı, ama mücadeleyi durduramadı.

Türkiye, neden Batı’nın hedefindedir? sorusunun cevabını anlamak için öncelikle, Türkiye’nin tek başına Batı’nın hedefi olmadığını, bunun özellikle Soğuk Savaş sonrası, Batı’nın kendisine yeni bir düşman olarak “İslam Âlemi”ni seçmesinin doğal bir sonucu olduğunu kavramak gerekir. Zayıf ve kontrol edilebilir bir Türkiye isteyen Batı sadece FETÖ’yü değil, PKK (PYD/YPG/SDG), DHKP-C, DAEŞ veya hangi isimle olursa olsun Türkiye’nin toplumsal, siyasi, dinî, kültürel veya değerler bütünlüğüne yönelik saldırı yürüten terör örgütlerinin hepsini çeşitli biçimlerde başlatmaktan ve desteklemekten geri durmamaktadır.

15 Temmuz, en büyük küresel operasyon olarak kayıtlara geçecek iken, Türkiye Devleti, milletiyle bütünleserek adeta İstiklâl mücadelesi bilinciyle ayağa kalkarak bu saldırıya karşı durdu. Türkiye yüz yıldır şer güçlerin oluşturduğu Küresel kuşatmayı kırmaya çalışıyor. Devletimiz, diğer dönemlerden daha bilinçli, daha kararlı olarak, güvenliğimiz, bağımsızlığımız ve özgürlüğümüz için yeni bir adım atmıştır. Vatandaşlar, sivil toplum kuruluşları, siyasetçiler ve düşünürler olarak beraberliğimizi ve kardeşliğimizi muhafaza ederek destek olmalıyız. Bu günler,kısır tartışmaların ve siyasi hesapların yapılacağı günler değildir. Her türlü ambargo ve saldırıyı, milli dayanışmayla yenecek güçteyiz.

Türkiye’nin başarısı mazlum milletlere ve İslam Dünyasına moral vermektedir. Korku, tuzak ve tehditle kendi içine hapsedilen İslam alemi, inşallah Barış Pınarı zaferleri ile vurulan prangaları söküp atacaktır. Emperyalist güçlerle devam eden bu savaştan milletçe muzaffer çıkacağımıza inancımız tamdır. Asıl mücadele şimdi başlıyor.

Türkiye, emperyalist (sömürgeci) güçlerle savaşmaktadır. DEAŞ terör örgütüne karşı operasyon yapacağız diyerek, 65 ülkeyle koalisyon kuran ABD, teröristlere binlerce tır silah,teçhizat, mühimmat vermiş ve onları eğitmiştir. Desteğini de sürdürmektedir. Bu gerçekler ortadayken, ABD merkezli şer güçlere birşey demeyenler, Türkiye’ye dil uzatıp, ordumuzu yıpratmak istemektedirler. Ordumuz, sivil halka zarar vermemek için gerekli hassasiyeti göstererek terörle mücadeleye devam etmektedir.

Mevcut durumu FİTNE ORTAMI olarak görmemiz gerekmektedir. Fitne ortamlarında nasıl davranılması gerektiği ise, özellikle eğitimi verilmesi gereken acil bir bilgi çeşididir. İnsanların izledikleri haber bültenlerinin etkisi altında ya ifrata kaçıp elini kana bulaştırmak ya da tefrite düşüp kendini eritmek durumunda olmadan mü’min olmanın gereklerini yapmaları, elzem bir planlama ile ortaya konması gereken bir durumdur.

Teslim alınmak istenen İslam dünyası ile para ve silah gücü ile hareket eden egemen güçlerin arasındaki savaş devam etmektedir . Bir tarafta egemenliğini pekiştirmek isteyen Batıcı emperyalist küresel güçler. Diğer tarafta haketmediği kölelikten çıkmak için tek başına direnen İslam coğrafyasının önde gelen devletlerinden Türkiye. Bir yanda İslam âlemi, diğer yanda Hıristiyan ve Yahudi geleneğindeki yıkıcı küresel şer güçler. Türkiye hem kendi hem de İslam âleminin varlığını koruyabilmek, güçlenebilmek ve İstiklâl ve İstikbal Mücadelesini başarabilmek için, küresel direnişin içinde yer almak, küresel sistemin çarklarını kendi lehine zorlamak ve bu hesaplaşmayı kazanmak zorundadır.

Yüce Allah, 15 Temmuz Türkiye’yi işgal ve taksim girişimine karşı direnirken ve kuzey Suriye’de terör koridoruna karşı canlarını feda eden kahramanları cennetinde ağırlasın. Gözlerini kırpmadan uzuvlarını feda eden yiğitlere sağlık ve afiyet dolu bir hayat bahşetsin. Bu mücadelede yönetici olan yöneticilerimize ,siyasetçilerimize sabır, feraset ve basiret gücü versin. Bizleri de onların aziz hatıralarına ve ailelerine sahip çıkmaya ve bu hak ve batıl mücadelesinde hak tarafında olmaya muvaffak eylesin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.