Anılar

GÜNEY KOREDE BİR MURABIT…

Murabıt kelimesinin manasına geçmeden Ribat ne demektirin cevabını aramalıyız. Ribat için sözlükler şöyle diyor:kore11 İslam devletlerinin kara ve deniz sınırlarındaki, önemli noktalarda bulunan sınır karakolu niteliğindeki müstahkem yapılar. Arapça olan ribat; “bağlamak, sağlamlaştırmak, sağlam yürekli olmak, sabretmek, işe azimle devâm etmek, kuvvet vermek” mânâlarına geliyor. Ribatlar, daha doğuşta Müslümanlıktaki cihâd, yâni İslâmiyeti yayma, Müslümanları düşman şerrinden himâye müessesesi oldu. Mevkilerinin ehemmiyetine göre çeşitli büyüklükte yapıldılar. Ribatlar, bir müdâfaa duvarı ile çevrilmiş, odalar, ambarlar, ahırlar, gözetleme ve işâret kuleleri, mescit, hamam ve diğer lüzumlu teşkilatlardan meydana gelen müstahkem binâlardı. İlk ribat, hazret-i Ömer’in halîfeliği zamânında Ukbe bin Nâfî tarafından kuruldu. Zamanla Semerkant’tan Kurtuba’ya, Yemen’den Kırım’a uzandı. Buralardaki Ribatlarda oturan zâtlar, mücâhit gâzilere ilim ve edep öğretip, cihâd rûhunu ayakta tuttular. Ribatlarda günlük hayat; askerî tâlimler, ilim, ibâdet, sohbet, Kur’ân-ı kerîm okumak ve cihâdla geçerdi. Ribatlarda cihat hizmeti için oturanlara da murâbıt (yani gönüllü mücâhit) adı verilmiştir. Devamını Oku

KORE FATİHİ… Zübeyir Koç Hocaefendi…

Zübeyir Koç Hocaefendinin Büyük Başarısı… 24

Rabbim, Rahmet- i Rahman’a kavuşmuş olan hocamzın makamını cennet eylesin. Yolundan gidebilmeyi hepimize nasip buyursun. Amin…

Türk askeri ile birlikte Kore’deki savaşa katılan imam Zubeyr Koç hoca, bir yılda 211 kişinin Müslüman olmasına ve bir cami açılmasına vesile olmuş. Bir elin parmaklarını geçmeyen Müslüman sayısının bugün 135 binleri aşmasında büyük gayretleri olmuş. Güney Kore’de 60 yıl önce bir elin parmaklarını bile geçmeyen Müslüman sayısı bugün 135 binlere ulaşmış bulunuyor. İslam’ın bu kadar hızlı gelişmesinin şüphesiz çeşitli sebepleri vardır. Ancak, onlardan biri hayli ilginç. Kore halkının İslam dinini sevmesinde Türk askerinin, özellikle de onlarla birlikte cepheye giden imam Zübeyir Koç’un katkısı çok büyük olmuş.

Devamını Oku

Çok Vefalıydı

Hüseyin Kâmi BÜYÜKÖZER mehmedzahidhocam

Hocaefendi ile ilk tanışmamız 1965 yazına tesadüf eder. O zaman ben Karabük Demir-Çelik Fabrikası’nda mühendis olarak çalışıyordum. Bir gün İstanbul’dan beş-altı araba ile mümtaz bir cemaat geldi. Bu cemaatın içerisinde görünüşüyle, heybetiyle, nuraniliğiyle farklı bir zat intibaı veren Hocaefendimiz de bulunuyordu. Tanışmamız bu vesîle ile olmuştur.

O gelişlerinde üç gün kadar Karabük’te kaldılar. Karabük’ün yakın çevresindeki bölgelerde günlerimizi geçirdik. O günleri unutmak mümkün değil… O günlerin güzelliği, o günlerin ulvîliği daimâ hatıramda canlı bir yer tutar. İlk ders alışımız da, böyle bir gezinin nihayetinde olmuştu. O günden sonra, Hocaefendimiz’le olan ilişkilerimiz daha samimi bir hava içerisine girdi. Onun tevâzuu, onun müşfik davranışı bizi kendisine daha sıkı bağlar oldu.

Devamını Oku