İSRAİL BOYKOTUNUN ARDINDA GEÇMİŞTEN GELEN SES BİZE NE SÖYLEMEK İSTEDİ?

Gazze bana ne Öğretti?.
Ebu Huzeyfe: Teknolojinin iman karşısındaki hezimetini gösterdi! Birliğin dirlik olduğunu…
İmanın gerçek güç olduğunu…

Normal zamanlarda yumruk yumruğa fikrlerimizi çarpıştırdığımız, aramızdaki ihtilafaları iki dağ arasındaki uçurum yaptığımız din kardeşlerimizle, kolkola ve aynı yöne doğru yumruk sallamayı, hatta sarılarak ağlamayı öğretti desem…

Bütün mü’minler kardeşmiş meğer, ihtilafları bir kenara bırakmayı öğretti…

Anlık ta olsa göz karartmayı… Haydi Ammar haydi Ammar durma at! Yerden eğilip taş almayı, slogan atmayı, duayı gözyaşıyla ıslatmayı öğretti mesela…

Bir sünneti daha ihya ettik işte. Rafta tozlanmış kunutları indirdik namaz’a. Bizden öncekilerin başına gelenler, kardeşlerimizin başında şimdi, yarın kim bilir bizde. Meğer Sahabe annemizin başörtüsüne el uzatmış bunların taaa dedeleri, Efendimiz kısas almadan ikindi namazına durmayı men etmiş ashabına, bir de bunu öğretti… Okulmuş şu Gazze.

Neler öğretti bize, yardım etmeyi yeniden, bir tekbir savurmayı, bir dua uçurmayı semaya, bir ezgi söylemeyi tek dilden binlercesi tek yürek, teheccüd diye bir vakit varmış yeni öğrendik, bir tehdit savurmayı sesini işitmediklerini bilsen bile, binlerce kilometre ötedeki şehide işte şu camide cenaze namazı kılmayı, ardından tüm ölen insanlık için “HER kişi niyetine” bir dahi…

Geçen Beyazıtta konuştuk bir Filistinliyle, elimle elini tuttum. ‘Ahi’ dedim, ‘lebbeyk ya ahi’ dedi. Boğazı düğümlenmenin ne demek olduğunu öğretti..

Filistinli de senin benim gibi insanmış, paramparça edilen bedenler gölge değilmiş, onların da sıcak elleri varmış tutunca öğrendim, onun da sesi titriyor, onun da hızlı çarpan bir kalbi varmış, çocuğuna onların da yüreği dayanmazmış. Taş değilmiş bu kısacası. Filistinde de olsa ana anaymış. Bizde ana onlarda mâmâ’ymış tek fark…

Televizyonda film izler gibi izliyordum önceleri, şimdi her çocuk ölürken Zeynebim sanki ölen, ahh derken çaresiz ana, vahh mâlâ minâ, vahh yıkıldı evim demeyi öğrendim…
Ve izel mev’ûdetû su’ilet. Bi eyyi zenbin kutilet?”
“Diri diri gömülen kız çocuğuna “Hangi günah sebebyle katledildin?” diye sorulduğu vakit…”
İşte o vakit kızın ne cevap vereceğinden endişe etmeyi öğretti.

Gazze bana ne Öğretti?.
“Bu da geçer”i öğretti. “Bir kaç gün geçsin, hiç bir şey hatırlamayacaksın”ı öğretti. Çok değil, 2006’da da İsrail böyle azmıştı ve yine bebekler can vermişti, aradan geçen yıllarda kaç kişi hatırlıyor o katliamları?

Olaylar canlıyken edebiyatın nasıl güzel parçalanabilirliğini öğretti. Herkes yazar oldu, şair oldu Gazze sayesinde… Kim bilir kaç forumda, kaç blogda Gazze ağıtları yakıldı? Sadece ağıtlar yakıldı..
2006’yı geçtim, daha geçen kurban bayramında Gazze’ye kurbanlıkların nasıl taşındığını, tünellerden nasıl geçirilmeye çalışıldığını bilenimiz var mıydı aramızda? Kaç kişi ilgilenmişti tünelin bir ucundan başlanarak salıverilen koçun, tünelin diğer ucunda bekleyen Gazzeli’ye nasıl ulaştığıyla…
Ateş kes anlaşmasının Şartlarından biri olmasına rağmen Gazze’deki ambargonun kaldırılmadığından bile haberdar değildi bir çoğumuz. Ama Hamas, güya ateşkesi bozunca; İsrail, çocukları vurunca n’oluyor diye şaşkına döndük. Meclisimizde İsrail dostu vekillerimiz vardı halbuki… Kendi oylarımızla seçtiğimiz vekiller İsrail’le kardeş olmuşlardı. İsrail’e Türk yardım gecesinin tarihi 2006 değil miydi? Hatırlamayı bırakalım, haberimiz var mıydı?

Biz müslümanlar hep ağıt yakmayı biliriz. İyi de edebiyat yaparız. Sokaklara da dökülür, havalı mitingler de yaparız, doğrusu ya… Ama biz hiç bir vakit ilkeli olamayız!
Boykot deriz her katliam vakti ama sonra boykot ateşimizi yine şaibeli ürünlerle söndürürüz.
Ülkemizde helal gıda için tek adım atmayız da, Siyonist menşeli ürünleri tüketiriz habire…

Boykot deriz katliamlardan katliamlara ama; ülkemizde savunma sanayisi kurmayız. Kurmak isteyenlere oy bile vermeyiz. Başımıza bile seçmeyiz. Yediğimiz ekmek için bile İsrail’e bağlı iken, bir de utanmadan meydanlarda slogan atarız.

Gazze bana müslümanların zelil olmayı hakettiklerini öğretti. Acı ama gerçek ne yazık ki! çünkü bir toplum kendini düzeltmedikçe Allah o toplumu düzeltmeyecektir.

Bunca, sözde islam ülkesi vardır ama hiç biri on para etmiyor. On para etmeyenleri seçenler müslümanlar değil mi? Gazze, Hamas’ı seçtiği için bombalanıyor; ya bizler, ya diğer müslümanlar. Bizlerin ise ödü kopuyor, düzenimiz bozulacak diye…

Gazze bana “Filistin hep direnecek ve diğer müslümanlar hep kaybedecek”i de öğretti… Çünkü Filistin’de çiğnenen İslam onurudur; Danimarka’daki karikatürlerde çiğnenen İslam onurudur; benzeri pek çok olayda çiğnenen İslam onurudur… Neye ne kadar tepki vereceğimiz sınanıyor… Deney labaratuvarındaki labirentin içinde gibiyiz. Labirentin aynı yollarında dönelip duruyoruz.

Gazze bana ne Öğretti?.
Bir kaç yıl sonra, Gazze’de şunlar olmuşutu diye istatistikler verilecek sadece. Yeni bir katliama kadar yine kış uykusuna dönecek müslümanlar… Aksini ispatlayabilir misiniz?
Tedirginim şimdi, mahşer yerinde kalabalık yarılıp ta naçiz parmağı beni gösterecek diye, İşte o! Ben katledilirken ses çıkarmadı. Beni katledene silah verenlere yardım eden işte o!
Ses yankılanıyor kulaklarımda, dalga dalga yayılıyor etrafa.Mahşerden yara yara geliyor kızın korkunç sesi.Gazzeden gelmeyen filistinli kız çocuğunun sesi işte bu, hesap gününden yara yara geliyor bugüne.

Affet Ya Râb! Affet Ya Râb! Affet Ya Râb!
Yapacak çok şey vardı oysa ki, yapamadık. Bilmediğinden mesul değil insan. Bu başlıkta şahit ki biliyoruz orada neler yaşandığını. Ve hala ateşin etrafında oturmuş izler gibi izliyoruz. Selamet ver Ya Râb! Öğrendiğime üzüldüğüm bir çok şey var.
Bize hareket ver Ya Rab! Cesaret ver!
Şehid kanlarıyla filizlendir imanlarımızı,
Kuvvetimize, kudretimize, imanımıza bereket ver!
Maldan geçmeyince candan geçilmez, maldan serden geçmeyi öğret,
Anadan yardan evlattan!
Ashabın yaşadıklarının birer hikaye olmadığını,
Allah Rasulünün ömrünün cihadda geçtiğini öğret!..

Allah’ım! Senin sünnetin, sünnetullah değişmez. Senin sünnetinde herşeyin bir vesilesi vardır.
Ekmeğin vesilesi çalışmak,
Bir yere varmanın vesilesi adım atmak,
Sellerin vesilesi yağmurlar,
Geminin suda yüzmesinin vesilesi suya koyduğun kanunlar,

Uçmanın vesilesi kanatlar,

Ağacın vesilesi tohumlar vesâir…
Bu akan kanları, verilen bu kurbanları, yağmur gibi yağan bombaları, yüz senedir hatta ikiyüzsenedir çektiğimiz bu sıkıntıları, bizlerin birleşmesine, uyanmasına, Kur’ana sarılmasına, şeriata tekrar sahip çıkmamıza, bize bunları yapanlardan hesap sormamıza vesile eyle.

Sen ki herşeye bir sebeb halk edensin. Gazzeyi bizim dirilişimize vesile eyle!
vesile eyle! vesile eyle! vesile eyle! VesSelam…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*